TEKNIK ALAN Bu bulus, kozmetik ve farmasötik endüstrisinin teknik alani ile ilgilidir ve özellikle melanin biyosentezinin inhibisyonu için bir karisim ile ilgilidir. TEKNIGIN BILINEN DURUMU Bilindigi gibi, melanin, insan derisinin pigmentasyonunu belirlemede en çok katkida bulunan maddedir. Pratik olarak melanin veya genellikle adlandirildigi gibi melaninler, biyolojik olarak meydana gelen, deride karakteristik bir renk veren siyah, kahverengi veya kirmizimsi pigmentlerdir. Melanin, epidermisin bazal tabakasinda mevcut olan spesifik hücreler olan melanositler tarafindan üretilir. Aslinda, melanositler isiga ve özellikle ultraviyole isinlarina maruz kaldiklarinda, biyokimyasal bir süreçle melanin üretirler. Melanin biyosentezinin oldukça karmasik prosesi, melaninin bir öncüsü olan amino asit tirosinin oksidasyonundan kaynaklanmaktadir. Melanin, organizmada önemli bir rol oynasa da, yaslanma, hastalik, örnegin deri hastaliklari veya günese maruz kalma nedeniyle ortaya çikan cilt lekeleri gibi dogada endojen veya eksojen olabilen faktörlere bagli istenmeyen bir cilt hiperpigmentasyonu olan vakalar nadir degildir. Bu nedenle, baska durumlarda oldugu gibi, melaninin biyosentezinin kontrol edilmesi ve özellikle de biyosentezinin azaltilmasi ya da deri üzerinde bir depigmente edici etki elde edilmesi gerekmektedir. Bu baglamda, önceki teknik, esas olarak, sadece tirosinazin enzimatik aktivitesini inhibe etme yetenegine dayanarak, tirozinin dopinkinona oksidize edilmesine izin vermek için oksijenle isbirligi yapan enzimi temel alan çesitli bilesikler saglamistir. Depigmente etme aktivitesine sahip diger bilesikler, tirozinazin proteolitik bozunmasini kolaylastirirken, baskalri da bunlarin olusumunu inhibe eder. Tirozin ile ilgili olarak, sonraki adimlar insan vücudunda kendiliginden ortaya çiktigi için oksidasyonun, melanin biyosentezinde kritik bir adim oldugu söylenmelidir. Tirosinazin enzimatik aktivitesinin inhibisyonuna yönelik yaklasim, genellikle çesitli melanin sentezi ara maddelerinin oksidasyon sürecinin dogrudan inhibisyonuna dayanir ve esas olarak, tipik bir rekabetçi tip mekanizma yoluyla katalitik kabiliyetini inhibe etmekten olusur. Tirozinaz inhibitörleri olarak bilinen bilesikler, kojik asit, glabridin ve genellikle meyankökü türevlerinin yani sira flavonoller, flavonlar, flavononlar, izoflavonoller, kalkonlar, stilbenler, kumarinler içeren polifenoller grubuna aittir. aktiviteleri bilinen çesitli baska maddelerle birlikte kullanildiginda, difenilmetan ve türevlerinin depigmente etme aktivitesini tarif etmektedir. Ancaki önceki teknikte bilinen en güçlü depigmente edici madde hidrokinondur. Hidrokinon, aksiyonu melanozomlarin büyümesini inhibe etme ile sonuçlansa da sitotoksik tipte bir mekanizma ile hareket eder, ayrica, tirosinin, tirozinaz enziminin oksidasyonundan elde edilen baska bir bilesik olan dopakinon ve dioksifenilalanin olusumunu da inhibe eder. Ancak, hidrokinonun etkinligi her zaman Avrupa Birligi, Japonya ve Güney Afrika'ninkileri dâhil olmak üzere birçok ülkede kozmetik alaninda kullaniminin yasaklanmasina yol açan yüksek toksik ve sitotoksik potansiyel ile iliskilidir. Ayrica, Italya da dâhil olmak üzere bazi Avrupa ülkelerinde, bunun farmasötik alanda kullanimi da yasaklanmistir. Bu nedenle, önceki teknik, deri pigmenti melaninin üretimini inhibe edebilen birkaç bilesigi tarif etmektedir, ancak, her zaman tatmin edici bir etkinlik ile ve istenmeyen yan etkilere, hatta toksik ve sitotoksik etkilere sahip olma riskiyle basa çikmak için gereklidir, oysa yüksek etkinlige sahip, yani bilinen maddelerinkinden daha büyük yüksek depigmente etme yetenegine sahip ve özellikle toksik ile sitotoksik etkilerin yani sira istenmeyen yan etkileriazaltabilen ve hatta ortadan kaldirabilen önemli bir depigmentleme etme eylemi saglayabilen maddelerine sahip olmasi da istenir. etken madde içeren cildi beyazlatma ya da parlatma yöntemleri ile bilesimlerini tarif etmektedir. radyasyonunun neden oldugu derinin kizarmasini kontrol etmek için, a) en az bir depigmente etme maddesi ve b) hem UVA radyasyonunu hem de UVB radyasyonunu taramak için en az bir sistem; 0) ve istege bagli olarak, bilesimin 370 nm'den daha büyük bir kritik dalga boyuna sahip oldugu en az bir keratolitik ajan da dahil en az bir bilesim içeren bir kozmetik yöntemi tarif eder. Belge G. Vielhaber ET AL: "4-(1-Phenylethyl) 1,3-Benzenediol: A New, Highly Efficient Lightening agent", International Journal of Cosmetic Science, 2007, 29, 1 1,3-benzendiolun, melanin sentezini inhibe eden yüksek derecede etkili bir deri aydinlatma maddesi oldugunu açiklar. Belge Jae Sung Hwang ET AL: "Disruption of tyrosinase glycosylation by N- acetylglucosamine and its depigmenting effects in guinea pig skin and in human insan derisinde melanini azalttigini açiklar. Belge Sungran Huh ET AL: "Melanogenesis Inhibitory Effect of Fatty Acid Alkyl esters lsolated from Oxalis triangularis", Biol. Pharm. Bull. 33(7), (2010), 1 July inhibitör etkisini açiklar. Belge DATABASE BlOSlS [online] BlOSClENCES lNFORMATION SERVlCE, PHILADELPHIA, PA, US; 1998, AIDA KAZUHIKO ET AL: "Purification and identification of melanogenesis inhibitory factors in miso", XP002691517, Database melanogenez inhibitör etkisini açiklar. BULUSUN TANIMI Istemlerin kapsami içinde yer almayan konu, bu bulusun iddia edilen bulusun bir parçasini olusturmaz. Mevcut bulusun altinda yatan teknik sorun, önceki teknige referansla bahsedilen ve yukarida belirtilen özelliklere sahip olan dezavantajlarin üstesinden gelebilecek bir depigmente etme ürünü saglamakti. Bulusa göre bu sorun, özellikle melanin biyosentezinin inhibisyonu için bir kozmetik ve/veya ilaç olarak kullanilmak üzere asetilglukozamin, 4-(1-feniletiI)-1,3- benzendiol ve etil linoleat içeren bir karisim ile çözülmüstür. Avantajli olarak, bulusa göre olan karisim, hem saglikli doku hem de zarar görmüs deride, deriye ya da müköz membranlara uygulama gibi dis uygulamayla veya deri alti uygulamasiyla kozmetik veya farmasötik kullanim için kullanilabilir. Avantajli bir sekilde, bulusa göre olan karisim, deri pigmenti melaninin üretiminin kontrol edilmesinde, özellikle de eumelanin ve feomelanin üretimi gibi melanin üretiminin azaltilmasi için, örn. derinin hiperpigmente lezyonlannin tedavi edilmesinde, örnegin bunlarla sinirli olmaksizin, patolojik, inflamatuvar veya enfeksiyöz olan lezyonlar, deri renginin tekdüzeligi, kirisikliklar gibi degisimler olarak ortaya çikan deri yaslanmasinin belirtilerini önlemek ve/veya bunlara karsi koymak için ve deri tonunun kaybi ile UV isinlarina maruz kalmadan dolayi cildin günes lekelerinin tedavisinde önleyici, iyilestirici veya iyilestirici amaçlar için kullanilabilir. Mevcut tarifname, asetilglukozaminin, difenilmetan türevi olan 4-(1-feniletiI)-1,3- benzendiol ile iliskili oldugunda, önemli ölçüde melanin biyosentezi üzerinde, bireysel olarak kullanildiginda, bu iki etken maddenin her birinden daha yüksek olan dikkate deger bir inhibitör etki gösterme kabiliyetine sahip oldugunu sasirtici bir sekilde göstermistir. Özellikle, asetilglukosaminin 4-(1-feniletiI)-1,3-benzendiol ile iliskisi, yukaridaki bilesiklerin her biri tarafindan ayri ayri gösterilen eylemden önemli ölçüde daha etkili olmakla kalmaz, ayni zamanda, deri pigmentinin olusum sürecine karsi koymak için kullanilan dozda degerlendirildigi üzere sitotoksisitenin kayda deger seviyelerini göstermeyen ve önceki teknikte bilinen en etkili depigmente edici ajan olan hidrokinonunki ile kiyaslanabilirdir. Tercihen, mevcut karisim, karisimin toplam agirligi temelinde agirlikça %0,05 ila asetilglukozamin içerir. Tercihen, mevcut karisim, karisimin toplam agirligina göre agirlikça %0,05 ila %90, tercihen %0,1 ila %5,0, daha tercihen %0,5 ile %2 konsantrasyonda 4-(1-feniletil)- 1,3-benzendiol içerir. Bulusa göre, sasirtici bir sekilde mevcut karisimin etkisinin, yukarida bahsi geçen etken maddeler asetilglukozamin ve 4-(1-feniletil)-1,3- benzendiolün yani sira etil Iinoleat mevcut oldugunda daha da arttigi bulunmustur. Tercihen, etil linoleat bulusa uygun karisim içinde karisimin toplam agirligina göre konsantrasyonda bulunur. Yukarida belirtilenlere ve hala bulusa göre, mevcut karisim melanin biyosentezinin inhibisyon tedavisi için bir kozmetik ve/veya farmasötik formülasyonun üretilmesi amaciyla kullanilir ve daha genel olarak, melanin biyosentezinin inhibisyonu için bir kozmetik ve/veya ilaç hazirlanmasi için kullanilir. Bu nedenle, bu bulus ayni zamanda, söz konusu karisim ve fizyolojik olarak kabul edilebilir bir araç veya tasiyiciyi içeren, özellikle de melanin biyosentezinin önlenmesi için bir kozmetik ve/veya farmasötik formülasyon saglamaktadir. Burada, karisim terimi, harman, solüsyon, dispersiyon, emülsiyon, süspansiyon, aerosol, sol, jel, köpük gibi herhangi birfizikseI-kimyasal, kati, sivi veya gaz halinde, yukaridaki etken maddeler asetilglukozamin ve 4-(1-feniletiI)-1,3-benzendiolun, etil Buradaki formülasyon terimiyle, mevcut karisimin, örnegin bir ungan, krem, merhem, macun, jel, süt, losyon, sprey, solüsyon, emülsiyon, süspansiyon, sabun ve benzeri gibi bir dis veya deri alti yoldan uygulanmaya uygun, kozmetik ve/veya farmakolojide tipik olarak kullanilan herhangi bir ürün anlamina gelmesi amaçlanmistir. Bulusun diger özellikleri ve avantajlari, gösterim amaciyla verilen bazi tercih edilen, ancak özel olmayan uygulamalarin asagidaki ayrintili açiklamasi göz önüne alindiginda daha belirgin hale gelecektir. BULUSUN DETAYLI AÇIKLANMASI Bu bulusa uygun bir karisim, özellikle melanin biyosentezinin inhibisyonu için kozmetik kullanim ve/bveya ilaç olarak kullanim için etken maddeler olarak asetilglukosamin, 4-(1-feniletiI)-1-3-benzendiol (4-(1-feniletiI)-1,3-benzendi0l veya 4-(1-Feniletil olarak da bilinir) ya da 4-(1-Feniletil)benzen-1,3-diol veya 4-(1- Feniletil)resorsinol veya 4-(alfa-Metilbenzil)resorsin0l) ve etil Iinoleat içerir.1 Asetilglukosamin, glikozaminin, tirozinaz enziminin glikosilasyonunu engelleyebilen, böylece bu enzimin olgunlasmasini önleyebilen bir glikozamin asetik amididir (tirozinaz, aktif olmasi için glikozile olmasi gereken bir glikoproteindir). 4-(1-feniletil)-1,3-benzendiol, tirozinazin katalitik aktivitesinin dogrudan bir inhibitörü olarak hareket edebilen ve ayni zamanda, oksidasyon prosesinde tirozin üzerinde tercihli bir alt tabaka olarak (yine tirozinaza referans ile) hareket etme kabiliyetine sahip olan difenilmetanin bir türevidir. 4-(1-feniletil)-1,3-benzendiol, digerlerinin yani sira, asetilglukozaminin de gösterdigi özelliklere sahip olan antioksidan ve serbest radikal süpürme aktiviteleri ile karakterize edilir ve bu nedenle, asetilglu-kosamin gibi, daha genel anlamda hem foto-indüklenmis hem de kronolojik cilt yaslanmasina karsi koymada yararlidir. Sasirtici bir sekilde bulus, yukaridaki bilesiklerin birlikte kullaniminin büyük ölçüde sinerjistik bir etki gösterdigini ve melanin biyosentezi üzerinde sitotoksik olmayan seviyelerde elde edilmesi için dikkate deger bir inhibitör etkiye izin verdigini göstermistir. Herhangi bir bilimsel teoriye veya gösterime bagli kalmaksizin, asetilglukozamin ve 4-(1-feniletiI)-1,3-benzendiolün birlikte kullaniminin, asetilglukozaminin, tirozinaz glikosilasyon prosesini ve böylelikle bu enzimin aktif formda biyoyararlanimini inhibe ettigi, ayni zamanda 4-(1-feniletiI)-1,3-benzendiolün katalitik aktivitesini engelledigi senkronize bir etki mekanizmasiyla melanin biyosentezi prosesinin kontrol edilmesini sagladigina inanilmaktadir. Özellikle elde edilen deneysel veriler, asetilglukosamin ve 4-(1-feniletil)-1,3- benzendiol iliskisinin, bu bilesiklerin her biri ayri ayri kullanildiginda elde edilenden daha yüksek bir depigmente edici etki gerçeklestirebildigini göstermistir. Yukarida tahmin edildigi gibi, sinerjistik etkinin, melanin biyosentezi sürecini modüle etmede iki bilesigin farkli etki mekanizmasi tarafindan belirlendigine inanilmaktadir. Spesifik olarak asetilglukosamin, esas olarak tirozinazin glikosilasyonunu ve dolayisiyla enzimin olgunlasmasini engelleyerek, bunun aktif, glikosile edilmis formunda biyoyararlanimini azaltabildigine, ancak 4-(1-feniletiI)-1,3-benzendiolün, enzimatik aktivitenin bir inhibitörü ve dolayisiyla tirosinazin katalitik aktivitesi olarak görev yaptigina inanilmaktadir. Iki mekanizma, iki bilesigin içsel aktivitelerinin basit bir toplami olarak degil, melanositler tarafindan üretilen melanin önemli, beklenmedik azalmaya yol açan muhtemelen bir senkronize biyokimyasal mekanizma yoluyla elde edilen bir etki olarak melanin biyosentezinin inhibisyonuna yol açtigi düsünülmektedir. Gerçekten de, 25 ug/ml, 50 ug/ml ve 75 ug/ml'lik farkli konsantrasyonlarda test edildiginde tek basina asetilglukozaminin kullaniminin, yukarida bahsi geçen üç konsantrasyona göre %8 oraninda ortalama bir azalma gösteren, melanin biyosentezinde kayda deger bir azalmaya neden olamayacagi gösterilmistir. Aksine, 4-(1-feniletil)-1,3-benzendiol, 10 ug/ml'lik bir konsantrasyonda kullanildiginda, melanin biyosentezinde %50'lik bir azalmaya neden olur. Sasirtici bir sekilde, iki bilesik asetilglukozamin ve 4-(1-feniletiI)-1,3-benzendi0l, sirasiyla 75 ug/ml ve 10 ug/ml'lik konsantrasyonda birlestirildiginde ve birlikte kullanildiginda, melanin biyosentezinin inhibisyonu açisindan melanogenez süreci karsilastirildiginda yaklasik %44'Iük ve 4-(1-feniletil)-1,3-benzen-edi0l ile asetilglukozamin karisimi ile karsilastirildiginda yaklasik %25'Iik bir artisa karsilik gelir. Bulusa göre, sasirtici bir sekilde mevcut karisimin etil Iinoleat da içerdigi zaman, melanin biyosentezinin inhibisyonunun daha da önemli ölçüde arttigi gösterilmistir. Özellikle, yukarida belirtilen konsantrasyonlarda asetilglukozamin ve 4-(1-feniletil)- 1,3-benzendiole ek olarak, 50 ug/ml'lik bir konsantrasyonda etil linoleat içeren bir karisimin, asetilglukozamin ve 4-1-feniletiI)-1,3-benzenedi0lün yukarida bahsi geçen konsantrasyonlarda, yani sirasiyla henylethyl)-1,3-benzenedi0l 75 ug/ml ve ug/ml konsantrasyonlarinda birlesimiyle ede edilen melanin biyosentezi üzerindeki inhisyon kabiliyetine iliskin olarak hesaplandigi sekliyle melanin biyosentezi üzerindeki inhibisyon etkinliginde yaklasik %15 oraninda artisla %82'ye yakin melanin biyosentezi inhibisyonuyla sonuçlandi. Dolayisiyla, digerlerinin yani sira, tek basina 4-(1-feniletil)-1,3-benzendiol ile iliskili etil Iinoleatin, sirasiyla, 50 ug/ml ve 10 ug/ml'lik konsantrasyonlarda kullanilmasinin, melanin biyosentezinin yaklasik %50 oraninda inhibe edilmesine neden oldugu gösterilmistir, bu sonuç, 4-(1-feniletil)-1,3-benzendiol için yukarida belirtilen %50'lik yüzdeyle karsilastirilabilir, daha sonra adi geçen bilesik etil bulundurulabilir. Ayrica etil linoleat sirasiyla 50 pg/ml ve 75 ug/ml konsantrasyonda tek basina asetilglukozamin ile birlikte kullanildiginda, melanin biyosentezini yaklasik %15 oraninda inhibe edilir. Bu nedenle, rapor edilen deneysel verilere uygun olarak, mevcut karisim esas olarak asetilglukozamin ve 4-(1-feniletil)-1,3-benzendiol içerdiginde, melanin üretimi üzerinde inhibitör kabiliyette sasirtici bir artis olabilecegi anlasilmaktadir, bu artis, tek basina 4-(1-feniletiI)-1,3-benzendiol kullanimi ile elde edilen inhibisyondan yaklasik %44 daha yüksektir ve iki bilesenin tekil olarak kullanimiyla elde edilen inhibitör etkinin toplamina kiyasla önemli bir orandir, bu durumda bahsi geçen artis, tek basina asetilglukozaminin kullanilmasiyla elde edilen inhibisyona göre hesaplandiginda daha da yüksektir ve ayrica, melanin inhibisyonundaki nispi artis, tekil olarak kullanildiginda melanin sentezini inhibe etme kabiliyeti, ayni etil linoleat ihtiva eden mevcut karisimdan önemli ölçüde daha düsük olan etil linoleat içeren bulusa göre bir karisim kullanildiginda, sasirtici sekilde daha da artmaktadir. Bütün bilesimlerin sitotoksik olmadigi gösterilmistir. Asagida tarif edilen ayni yönteme göre, sitotoksik olmayan konsantrasyonlarda indüklendiginde hidrokinonun melanin biyosentezini inhibe etme kabiliyeti yaklasik Bu nedenle, asetilglukozaminin, glikozile ve dolayisiyla aktif tirozinazda bir düsüse neden olurken, ayni zamanda etil linoleat ile uyarilmis olan bir proteazom sindirimini de tesvik ettigi spesifik, sinerjik bir etki mekanizmasi açiklanabilir. Bu durumda, tirosinazin katalitik aktivitesi üzerinde 4-(1-feniletil)-1,3-benzendi0lün (hala aktif ve biyoyararlanabilen) inhibitör etkisi de vardir. Deneysel veriler tarafindan da desteklenen bu etki mekanizmasi asagidaki sema ile temsil edilebilir. Asetilglukozamin Tirosinaz glikozilasyon prosesinin Ubikuitinli tirozinazin olusumu 7-" v _ _.i T l` › I Timsinazin proteazomalbozulmasi › , ....__ __ ~ - l› Azaltilmis tirozinaz miktari "- I _ DENEYSEL BÖLÜM Mevcut karisim ile melanin biyosentezinin inhibisyonunu degerlendirmek için 816 adi verilen bir murin melanomun ikincil kültürlerinden olusan bir in vitro deney modeli kullanilmistir. Bu sus, melanin üreten fibroblastoid morfolojisi olan hücrelerden olusur (Kaynak: European Collection of Cell Cultures, ECACC). Numune hazirlama Testler için, etken maddelerin tozlari, %10'da (w/w) etanol ve propilen glikol (1:1) içinde çözüldü, ardindan kültür ortami içinde DMEM yüksek glükoz + su son konsantrasyonlara antibiyotik takviyeli %10 FBS (Penisilin 2000 IU/ml, Streptomisin seyreltme islemi gerçeklestirilmistir: A) 4-(1-feniletiI)-1,3-benzendiol: 10 pg/ml; B) Asetilglukozamin: 25 tig/ml, 50 ug/ml, 75 ug/ml; C) Etil linoleat: 50 tig/ml; D) 10 ug/ml'lik bir konsantrasyonda 4-(1-feniletil)-1,3-benzendiol ve 75 ug/ml'lik bir konsantrasyonda asetilglukosamin; E) 10 ug/ mI'lik bir konsantrasyonda 4-(1-feniletil)-1,3-benzendiol, 75 ug/ml'lik bir konsantrasyonda asetilglukozamin ve 75 pg/ml'lik bir konsantrasyonda etil linoleat. F) 5 ug/ml'lik bir konsantrasyonda hidrokinon (referans) (sitotoksik olmayan konsantrasyon) Tedavi ve maruz kalma Pasajda (30), yukarida bahsi geçen hücreler, göz basina 80.000 hücre konsantrasyonunda 24 saat boyunca 6 gözlü plakalar üzerinde tohumlandi. Daha sonra, söz konusu numuneler içeren taze kültür ortami eklendi. Tedavi edilmeyen hücreler bir negatif kontrol olarak kullanilirken, hidrokinon ile sitotoksik olmayan bir konsantrasyonda 5 pg/ml konsantrasyonda islenen hücreler, yukarida F) noktasinda belirtildigi gibi bir pozitif kontrol olarak kullanildi. Her numune iki kez test edildi. 72 saat maruziyetin ardindan melanin ve interselüler proteinler dozlandi. Melanin dozaji Hücreler bir kez fosfat tamponlu salin (PBS) ile yikandi ve daha sonra NaOH 0.1 N ile Iize edildi. Lizat, melaninin çözülmesini saglamak için 1 saat 60 °C'de isitildi. Hücre lizatindaki melanin miktarini degerlendirmek için, bir plaka okuyucu ile donatilmis bir kolorimetre (Tecan Sunrise Remote Model) kullanilarak 405 nm dalga boyunda bir spektrofotometrik okuma yapildi. ila 500 pg/ml arasinda titre edilen melanin için standart bir egri hazirlandi. Toplam proteinlerin ölçülmesi Protein dozaji, Bradford metoduna göre gerçeklestirildi (Bradford M., 1975). Prosesin sonunda, hücreler 4 °C'de iki kez steril PBS ile yikandi ve 4 saat boyunca °C`de 400 ul aritilmis su ile islemden geçirildi. edilen albümin Için standart bir egri benzer bir sekilde hazirlandi. Daha sonra, her bir numunenin 200 pl'si, kontrolleri ve standartlari, her biri üç kopya halinde, 96 gözlü bir plakaya aktarildi. Okuma, bir plaka okuyucu ile donatilmis bir kolorimetre (Tecan, Sunrise) ile 595 nm'de alindi. Veri yorumlama Protein ve melanin içerigini ölçmek için albümin ve melanin için standart bir kalibrasyon egrisi olusturuldu ve numunelerdeki konsantrasyonlari egri fit formülü ve ilgili absorbanslar kullanilarak hesaplandi. Daha sonra, bireysel verilerin ortalamalari hesaplandi ve her bir numune için, negatif kontrol ile karsilastirildiginda, melanin yüzdesindeki azalma hesaplandi: 100 - ug/ml melanin / ug / ml numune protein içerigi* 100 ug/ml melanin / ug/ml negatif kontrolün protein içerigi Bulusun formülasyon örnekleri Formülasyon 1 (referans): Topikal kullanim için 4-(1-feniletil)-1,3-benzendi0l ve asetilglukosamin bazli farmasötik emülsiyon Agirlik % - steareth 2 2.00 - steareth 21 3.00 - Ppg-15 stearil eter10.00 - stearik asit 5.00 - bütilhidroksitolüen (BHT) 0.01 - 4-(1-feniletiI)-1,3-benzendi0l 2.50 -Asetilglukozamin 5.00 - etil alkol 5.00 - koruyucu maddeler yeterli miktarda - su yeterli miktarda Agirlikça %2 Steareth 2, agirlikça %3 Steareth 21, agirlikça %10 Ppg-15 stearil eter, agirlikça %5 stearik asit, agirlikça % ve agirlikça %2,50 4-(1- feniletil)-1,3-benzendiol içeren bir karisim (adi geçen A fazi) 80 °C'ye isitildi. Bu A faza, uygun miktarlarda su ve 75 °C'ye isitilmis koruyucu maddeler eklendi; son olarak, elde edilen karisima, formülasyon 1'in elde edilmesi için agirlikça %5 asetilglukosamin ve %5 etil alkol 40 °C'ye isitilmis bir karisimdan olusan B fazi eklendi. Formülasyon 2. Topikal kullanim için 4-(1-feniletiI)-1,3-benzendiol, etil linoleat ve asetilglukosamin bazli emülsiyon: Agirlik % - steareth 2 2.00 - steareth 21 3.00 - Ppg-15 stearil eter 10.00 - stearik asit 5.00 - bütilhidroksitolüen (BHT) 0.01 - 4-(1-feniletiI)-1,3-benzendiol 4.50 - Etil linoleat 10.00 - Asetilglukozamin 5.00 - etil alkol 5.00 - koruyucu maddeler yeterli miktarda - su yeterli miktarda Formülasyon 2, formülasyon 1'e benzer bir sekilde hazirlandi, ancakA fazi ayrica agirlikça %10 Etil linoleat içeriyordu. Bu nedenle, bu bulusa göre, burada gösterilen farkli kombinosyanlarda ve istenen etki ile uygun araç ya da tasiyici ile deriye uygulamada kullanilan kimyasal-fiziksel forma bagli olarak yukarida belirtilen farkli agirlik oranlarinda yukarida bahsi geçen bilesikleri içeren mevcut karisim, melanin üretiminin kontrolünde kullanilmak üzere tasarlanan ve hiperpigmente Iezyonlarin (lentigo solaris, yaslilik lekeleri, melazma ve kloazma gibi) tedavisi, esit deri rengi elde edilmesi, serbest radikallerin olusumuna karsi koymak ya da cilt kirisikliklari ve cilt tonu eksikligi gibi derinin yaslanma belirtilerini önlemek ve genellikle cildin estetik kosullarini iyilestirmek için uyarlanan kozmetik ve/veya farmasötik formülasyonlarin üretiminde kullanilabilir. Yukaridaki tarifnamede açikça belirtilen mevcut bulusun avantajlari, bir kozmetik ve / veya ilaç olarak ve özellikle melanin biyosentezini inhibe etmek için kullanilan asetilglukosamin, 4(1-feniletil)-1,3-benzendiol ve etil linoleat içeren bir karisimin saglandigina ve ayrica, bunlarla sinirli olmaksizin örnegin Ientigo solaris, yaslilik lekeleri, melazma ve kloazma gibi derinin hiperpigmente lezyonlarinin tedavisi, serbest radikallerin olusumuna karsi koymak ve cilt kirisikliklari ve cilt tonu eksikligi gibi cildin yaslanma belirtilerini önlemek ve genellikle, cildin estetik kosullarini iyilestirmek için sitotoksisite olmadiginda melanin üretimini azaltmadaki etkinligi büyük oranda artan mevcut bulusu içeren bir kozmetik ve/veya farmasötik formülasyon saglandigina dikkat çekilerek özetlenebilir. Bu nedenle, bu bulus, hem etkinlik hem de kullanim güvenligi açisindan, bilinen teknolojiye göre önemli, yenilikçi bir gelismeyi temsil etmektedir. Sonuç olarak, bu karisim, burada gösterilen ve tarif edilen farkli uygulamalarda, karisimin her bileseni tekil olarak kullanildiginda elde edilen etkiyle, hatta, her bileseni ayri ayri kullanarak elde edilen etkilerin topiamiyia karsilastirildiginda, çok daha büyük, yani sinerjistik etki göstermis ve her durum, sitotoksik olmayan seviyede degeriendiriimistir. TANIMLAMADA BELIRTILEN REFERANSLAR Basvuran tarafindan belirtilen bu referanslar listesi yalnizca okuyucu için bir kolaylik saglamasi içindir. Avrupa patent dokümaninin bir parçasini teskil etmez. Referanslarin derlenmesinde büyük bir özen gösterilmis olmakla birlikte hatalar veya eksiklikler olabilir ve EPO bu anlamda hiçbir sorumluluk üstlenmemektedir. Tarifnamede Atifta Bulunulan Patent Belgeleri Tarifnamede Atifta Bulunulan Patent Belgeleri G. VIELHABER et al. 4-(1-Phenylethyl) 1,3-Benzenediol: A New, Highly Efficient Lightening agent. international Journal of Cosmetic Science, 01 January 2007, vol. 29, 63-66 JAE SUNG HWANG et al. Disruption of tyrosinase glycosylation by N- acetylglucosamine and its depigmenting effects in guinea pig skin and in human SUNGRAN HUH et al. Melanogenesis Inhibitory Effect of Fatty Acid Alkyi esters AIDA KAZUHIKO et al. Purification and identification of meianogenesis inhibitory factors in miso. NiPPON SHOKUHIN KAGAKU KOGAKU KAiSHI, 1998, vol. 45 TR